19 Eylül 2011 Pazartesi

Bu Sefer Sıçradın Carvalhal


Bakınız,

Sene 2011. Futbol 101 der ki: Bu oyun orta alanda oynanır. Orta alanda kazanılır. Orta alanda kaybedilir.

Bernd Schuster'i istifaya sürükleyen süreci unuttunuz mu? Fernandes'in, Necip'in ve Ernst'in aynı anda kenarda olduğu ve Mehmet Aurelio'nun tek başına orta alana -Nobre ile birlikte!- sürüldüğü maçları kaybetme, daha ötesi, bu maçlarda rezil rüsva olma sürecimiz, 17'de 17 masallarının tam ortasındayken İBB maçıyla birlikte başladı.

Bernd Schuster hangi şartlarda gitti, unutmayınız. Bir Ankaragücü maçından sonra sinirden ellerim titrer bir şekilde yazdıklarımı ben unutmadım, arşivde duruyor. Bir Ankaragücü maçı ile yine benzer bir noktaya değinmek amacındayım.

Carlos Carvalhal, Bernd Schuster'in yaptığı bir hatayı yapmıyor. Maccabi ve Ankaragücü maçlarına Aurelio - Necip - Fernandes'le çıktı. Yani ortada baskın olmak gerekliliğinin farkında göründü. Oraya Ernst de girecektir, görece daha yumuşak maçlarda Veli de bu rotasyona dahil olabilir. Son saniye transferlerini henüz görme şansımız olmadı, bilemiyoruz.

Ama Portekizli hacımız, Bernd Schuster'in yaptığı bir hatayı ikidir yapmaktan imtina etmiyor, o da şu: Skor olarak dezavantaja düşülen maçlarda orta alandan oyuncu çıkarıp, hücum bölgesine adam monte etmek. Elbette, sonradan monte edilen oyuncu Nobre değil de, Pektemek olunca ve Aurelio - Fernandes ikilisi muhteşem bir maç çıkarınca, bu fahiş hatadan, şansınızın da yardımıyla yırtabilirsiniz. Ama çekirge iki kere bile sıçramayabilir.

En önemli konu bu. Ligin en iyi orta saha rotasyonu, iki sezondur bizde ve bunu kullanamıyoruz. Kullanamadığımız yetmiyormuş gibi, teknik direktörlerimizin anlamsız hamleleriyle sabote de ediyoruz. Carvalhal sempatik bir adam, ancak sadece sempatik olmakla yetinmemeli.

İkinci konu: Takım hücumda çok hareketsiz oynuyor. Quaresma ve Simao'nun kanatlarda çok geniş kalmaları ve hamlelerinin tamamını sıfıra yapmalarına, Necip'in belki de en önemli eksiği olan ceza sahasına yaklaşmama hastalığı da eklenince , basit tabirle kısırlaşıyoruz. Bugün bu kısırlığı, muhteşem oynayan Edu sayesinde biraz aşabildik.

Topu daha iyi paylaşmalıyız ancak Quaresma'nın varlığı bunun önündeki en büyük engel.

Edu, tahminlerimin çok daha üzerinde bir oyunla, Aurelio ile birlikte sahanın en iyi performansını gösterdi. Oyun zekasına hayran kaldığımı söylemeliyim. Ağır olmasına rağmen doğru koşulardaydı. Almeida gibi kaçak ve işe yaramaz koşuları tercih etmedi. Sola ya da sağa, gerekli olduğu zaman deplase oldu. Hep doğru pozisyonlar aldı, burası çok önemli. Almeida'daki yılgın ifade, kaybettiği hiçbir hava topunun ardından suratına yerleşmedi. Çok ekstraydı bugün.

Aurelio orta sahada 'bossing' denen zıkkımı gerçekleştirdi adeta. Necip çıktıktan sonra Fernandes'in Aurelio'ya eşlik ederek gerçekleştirdiği efordan sonra, halen, "Bu adam çok umursamaz, takımı eksik oynatıyor" diyen varsa şöyle temizinden küfürleşmeye davet ediyorum kendisini. Manu Fernandes, Beşiktaş'ın farkını yaratan adam. Ne Quaresma, ne Simao, ne diğerleri. Rakiplerimizde oynamadığı için şanslıyız.

İsmail Köybaşı'nın istikrarsızlığının sebebini hep tartıştık. Geçtiğimiz sezon, ilk yarı, performansı tam rayına oturmuşken üst üste 3 maç Üzülmez'in tercih edildiği dönemden sonra asla yeniden ritmini bulamadı. İsmail Maccabi Tel-Aviv ve Ankaragücü maçlarında çok iyi oynadı. Umuyorum ki bu ritmi bir kez daha kaybetmez.

Mustafa Pektemek'in hazırlık kampında yer alamadığı not düşülsün. Kendisi de aynı şeyleri söyledi maçın ardından. Gol atmasına çok sevindim.

Bazıları, halihazırda kirli olduklarını bildikleri ligin kirli olduğu ayyuka çıkınca inanılmaz reaksiyonlar gösterdiler. Evet, her şey açığa çıktığı için olsa gerek daha da tatsız artık. Maç izlerken bir yandan siyah beyaza olan özlemimiz, diğer yandan Demirören'in "Dekadur alın..." çığlıkları kulağımda yankılandı. Sezon böyle travmalarla devam edecek artık, ne diyelim.

Yaşamak istemediğim tek travma, Schuster travması. PES oynamıyoruz sayın Carvalhal, lütfen takımın geçtiğimiz sezon oynadığı o komik maçları izleyiniz. Belki Hilbert varken Ekrem'in sağ kanatta oynamasının ne kadar anlamsız olduğunu da anlarsınız o arada. Eskişehirspor maçında Veli - Pektemek, Necip - Edu değişiklikleriyle, bu maçta Necip - Pektemek ile, oyuna dahil olan isimler doğru olsa da, oyundan çıkan isimler ve bu amatörlük nedeniyle, bana saç baş yoldurttun Carlos hacı. Bir daha olmaması dileğiyle.

Ve Guti. Sensiz işler daha güzel. Real Madrid'ine en kısa zamanda, takım elbiseli bir görev dahilinde dönmen dileğiyle. İlk 6 ay için teşekkürler.

1 yorum:

ceyhun dedi ki...

öncelikle blog'u ilk defa okuyorum, ancak maç yazısını okuyabildim bu saatte diğer konuları da inceleyeceğim şimdiden beğendiğimi söyleyebilirim haddim olmayarak...

diğer söylemek istediğim de ismail'in beşiktaş'taki formunun zirvesindeyken üç maç ıskartaya çekilmesini başka kimseden duymamam hep şaşırtmıştı beni. aynı kanaatteyim. o dönem ismail'e yapılan tam anlamıyla faciaydı. tekrar o ritmi bulamadı. takım kazanma serisine başlayabilirse belki tekrar aynı çıkışı yakalayabilir ki pek kolay gözükmüyor.

ve edu, kesinlikle süperdi bugün. abartıyor muyum bilmiyorum ama belki de geçen seneden beri en iyi santrafor performansı onun sayesinde sergilendi beşiktaş'ta. topu çok doğru yerlere çok güzel şekilde aktardı, sayesinde ileri uçta da paslaşma sağlayabildik. topu sırtı dönük alıp rakibi ekarte edebilmesi çok gördüğümüz bir şey değildi bobo'dan sonra ki bobo da topu yeterince doğru aktaramazdı. belli ki edu'nun futbol temeli gayet iyi. bakalım edu daha güçlü defans oyuncuları karşısında da bunu yapabilecek mi...

Related Posts with Thumbnails