23 Eylül 2011 Cuma

Yine Sıçradın Carlos Başkan

Beşiktaş adamı klavye başına geçirebilecek sinerjiyi yaratmaya her durumda muktedir tabii. 75. dakika civarında Ertuğrul Sağlam’ı kulübede rahat rahat otururken görünce titreyen elim ayağım iyice krize girdi. Bilgisayarı tam kapatıyordum ki Quaresma atıldı. Takım kıpırdanmaya başladı. Sidnei ileri çıktı, acayip bir şekilde olumlu anlamda bağlantı adamı oldu. İsmail’in asistleriyle iki kafa golü geldi... Lokum kıvamına gelince bir şeyler karalamak lazım haliyle.

Dün gece harika bir maç izledik. Valencia şahane bir ilk yarı oynadı. Guardiola oyuna yaptığı müdahalelerle, ikinci yarıda temposu biraz düşse de iyi oyununu sürdüren Valencia’yı çözdü. Barça maçı neredeyse alıyordu. İlk yarı bittiğinde, 25. dakikada 10 kişi kalsa da üstün oynamaya devam eden Bursaspor’un, Carlos başkanın değişiklikleriyle çözüleceği iyimserliğine kapıldım. Analoji yersizdi elbette. Yine Simao-Quaresma-Pektemek-Edu baklavası kuruldu ve orta saha zayıf düştü. Durağanlığa çare bulunamadığı gibi, bireysel form düzeylerinin feci hali de organize gelişen pozisyon tanımına uyan bir aksiyona izin vermedi.

Quaresma’nın mutat sorumsuzluğuyla gördüğü kırmızı kartın hayırlı olması tesadüf değil. Holosko gibi 3-4 kişinin içinden geçmeye çalışıp top ezme istatistiğini kabartmaktan öteye gidemedi. Zaten takımın mental itici gücü olamayacağı geçen seneden tescilli. Ona kaptanlık vermek son yılların en pis geleneğinin bir parçası ama taraftar da yıkama yağlama derdinde, yönetim de. Simao ile ikisi kanatları paylaştığı sürece, hücumun en kritik anlarında takım anlamsızca geniş kalacak, dolayısıyla pozisyon üretmekte zorlanmaya devam edecek. Carlos başkan cüret edebilse de ikisini dönüşümlü kullansa. Yoksa klişe tabirle Beşiktaş ışık vermiyor.

Rakiplerin sertliğine karşılık verememek şu anda en can alıcı sorun. Organize pres yapıp biraz dişini gösteren, Beşiktaş’ı sindirebiliyor. Deplasmandaki Alaniya maçı bunun doruk noktası. Salt karşılık meselesi de değil, top rakipteyken rakibi rahatsız edebilecek, bozabilecek agresiflikten de uzak bir yapı var. Pres gücü halı saha düzeyinde. Duran toplar, kafa golleri derken bir sezona yetecek çekirge sıçrayışını kısa sürede yaptı Carlos başkan. Kısacası, şahsen hiçbir umudum yok işlerin düzelebileceğine dair. Fasulyeden ligi fazla kasılmadan izlesek kafi.

Ertuğrul Sağlam, taraftarlarının olgunluğundan ve kendilerine yakışan şekilde davrandığından bahsetti. Futbolumuzun ahlak fukarası efendilik balonunun, 90 dakikanın büyük bölümünü küfredecek geçirenleri övmesine şaşırmadık tabii. O hep konuşsun, böyle ifşa olsun, başka şey istemem.

5 yorum:

Server dedi ki...

Cartalete'ye yazdıklarımı aynen geçiriyorum; Evet sıçradık ama sıçrayan Carvalhal değil, Beşiktaş.

Tün BJK Blogları takip etmeye çalışıyorum ve hayretler içerisinde kalıyorum. Blogların hali bu ise tribünden falan hiç şikayet etmeyelim..

Aramızda hakkaten ekrem'in yerine Hilbert'i, Mehmet yerine Ernst'i falan koyunca işin çözüleceğini düşünen arkadaş var mı gerçekten? Gerçekten Bşiktaş'ın sorunu oyuncu seçimleri mi?

Dünkü Bursa'dan bana 1 tane, sadece 1 tane oyuncu söyleyin Beşiktaş'ın ilk 11 oyuncu olur diye. Futbol takım oyunudur. Dün gece kadroda messi olsa ne olur takım oyunu yok.

Bunun suçlusu da kesinlikle Carvalhal değildir. Adamın 1 ayda yaptıkları bence beklentilerin fersah fersah üzerinde. Dersine çalışıyor, varyasyon yapıyor, zorluyor.

Bir takım mantalitesi 1 ayda oluşmaz, bizim gibi toplama takımlarda zaten hiç oluşmaz. Takımın çok kötü oynadığı doğrudur, ilk maç sonrası blogumda yazdığım üzere ilk 4'e girmesi başarı olur. Ama sorumlu kesinlikle Carvalhal değildir ve olmayacaktır.

B takımına 3 milyon Euro'ya adam alan zihniyet ve buna szesisni çıkarmayanlar suçludur..

stalker dedi ki...

takdir edersin ki her maç kritiğinde yönetimin yaptığı saçmalıklara değinilmez. biz bıktık artık yd'nin abukluklarını konuşmaktan. transfer politikası kötü, tamam. getirilen hoca da beşiktaş profilinin altında. kulüp kötü yönetiliyor... alaniya, eskişehir, ankaragücü, bursa maçlarındaki rezil futbolu nereye koyalım peki?

hoca 2 aydır burada. sempatik adam, güzel şeyler söylüyor filan. ama 2 ayda beşiktaş'a ne kattı sorusunun karşılığı tatmin edici düzeyde değil. sezon sonuna kadar zamanı var. gitsin kalsın muhabbeti yapmayacağımıza göre ortaya koyduğu performansı bir şekilde değerlendireceğiz. durum bundan ibaret.

"hoca suçsuz, yönetime sesini çıkarmayan suçludur" doğru ama reel olarak bir anlam ifade etmiyor. camia o eşiği aşalı çok oluyor. biz burada naçizane sözümüzü söylüyoruz, o kadar.

Server dedi ki...

Haklısın ben belirttiğin noktayı, bunların maç analizi olduğuınu kaçırıyorum.

Değerlendirme ve algım bu açıdan biraz yalnış olabilir ama sabit fikrimden kurtulamadığım konu;
Sen hoca değil nöbetçisin, denen adamı sevsek ne olur sövsek ne olur.
Bizi şampiyon yapsa kalacak mı? yine de Tayfur mu gelecek. Şu ortamda bu adama kızmak biraz anlamsız geliyor sadece.

Camia o eşiği aştı ve aslında aşınca da unuttu gitti... Bu camia üç maç yenilince İsmail'e Ekrem'e küfür ediyor da yönetime niye susuyor? Gerçekten eşiği aştığı için mi? Tüm olumsuzluklarda benim hedefim yönetimdir.

Bu halde ben gelsem takımın başına yararlı olamam :)

Server dedi ki...

NOT: yazarken hesap bağlantısı koptu. bir önceki mesaj ulaştı ise buna gerek yok.. :)

Maç kritiği değerlendirmende haklısın aynısını JanitschaR da belirti. Bu özeli biraz atlıyorum.

Ama bugünki her blog yorumumda da yazdığım üzere; Carvalhal sen su klübede biraz dur, bizim bir Hoca var gelecek birazdan demişiz biz bu adama. Başka kime diyebiliriz?

Adamdan beklentimizi buna göre biraz törpülememiz lazım.

Camia o eşiği aşalı belki çok olmuştur ama ben aşamadım. Bu takım 3 maç kaybetse İsmail, Ekrem, Cenk küfürleri yer, takım ıslıklanır.. Ya yönetim?

Analizleri yaparken aklımdan bunu çıkaramıyorum..

Yine tartışırız...

stalker dedi ki...

dediklerine itirazim yok. lakin sartlari fetislestiriyoruz biraz. eldeki kadro ile basarili olunur. senol gunes'in kadrosu bizimkinden cok mu iyiydi gecen yil? degil elbette. yani tamam, nesnellik onumuzde buyuk bir sorun olarak durmakta fakat asilmaz derecede olmadigini kabul etmemiz lazim. ezberimiz cok kuvvetli maaalesef.

artik kadro kuruldu, hocasi belli. saha disi faktörlerin etkisi fazla olmayacak. is futbolculara ve hocaya bagli. taraftar ozellikle yerli oyuncuyu cabuk harciyor, sezon icinde dedigin gibi ismail, hilbert, holosko vs. isliklanmasi pratik olarak yonetim karsitligindan daha can yakici bir konumda. "yonetim iyi transferler yapti" algisi zihinlere cakildigi icin yonetim yirtiyor iste.

Related Posts with Thumbnails